banner69

Vatandaşın Gündemi Seçim Değil Ekonomi!

Seçim takvimi, Haziran 2023’ü işaret ediyor. Muhalefet, erken seçim çağrısı yapıyor. İktidar kanadı, söz konusu tarihten taviz vermiyor. Ancak saha giderek ısınıyor. Yeni partiler kuruluyor. Siyasi aktörler, vatandaşla buluşma turuna çıkıyor. Peki, saha hangi mesajları veriyor? Bursa’da kamuoyu araştırmasının önde gelen isimleri açıkladı: Vatandaşın gündemi seçim değil ekonomi!..

ÖZEL HABER 21.09.2021, 16:06 21.09.2021, 21:05
Vatandaşın Gündemi Seçim Değil Ekonomi!
  • N. Nuri Yavuz
  • Araştırma

Onlar, kimilerine göre seçim atmosferinin yıldızı, kimilerine göre ise günah keçileri… Yaptıkları araştırmalar, açıkladıkları anket sonuçları ve paylaştıkları analizler, seçim sathı mahallînin ana gündem maddeleri arasında yer alıyor. Tartışma programlarında anketler günlerce masaya yatırılıyor, gazetelerde çarşaf çarşaf istatistikler yayınlanıyor. Son sandık sayıldığında ve Yüksek Seçim Kurulu (YSK) sonuçları açıkladığında ise yankılar azalıyor ve kamuoyu, onları bir dahaki seçime kadar unutuyor. İşte onlar, kamuoyu araştırma şirketleri…

ÇARPICI İFADELER

Bursa Görüş gazetesi; henüz ortada net bir seçim iklimi yok iken kentte sektörün önde gelen isimleriyle görüştü: Onlara; kim olduklarını, sektör tecrübelerini, hangi yöntemle çalıştıklarını, kimlere hizmet verdiklerini, sektörel sorunlarını, araştırmalarını, düşüncelerini ve tabi ki bugünkü seçmen tablosunu sordu. Bu hafta tek haberde dört ayrı röportajla BETİMAR Araştırma Yönetim Kurulu Başkanı Gürkan Duman, POLİTİC’S Araştırma Yönetim Kurulu Başkanı Recep Güven, BUPAR Araştırma Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Akaltun ve REFERANS Araştırma Yönetim Kurulu Başkanı Onur Karaduman’ın birbirinden çarpıcı tespit, analiz, sorun ve öneri içeren açıklamalarını paylaşıyoruz.

***

KILIÇDAROĞLU’NUN NİYETİ ADAY OLMAK DEĞİL!

BETİMAR Araştırma Yönetim Kurulu Başkanı Gürkan Duman, cumhurbaşkanlığı seçimlerine yönelik yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı: Kemal Kılıçdaroğlu, bu süreçte aday olarak öne çıktı ama aslında niyeti aday olmak değil…

---

Gürkan Duman, sektördeki geçmişine ilişkin şunları söyledi: “Eşim Gülhan Yılmaz Duman ve ben, sektöre 2002’de Türkiye İstatistik Kurumu’nda (TÜİK) başladık.  2006 yılında ‘Bilgi Araştırma’ adıyla şirket kurduk. 2012 yılında ‘TÜSİVAR Araştırma’ şirketini kurduk. 2015 yılında ulusal bazda bir isim olması açısından şirket adını BETİMAR olarak değiştirdik. Şimdi de BETİMAR olarak yolumuza devam ediyoruz. Yerel anlamda bir firma değiliz. Ankara ve Bursa’da ofisimiz var. Merkez ofisimiz Başkentte. 11’e yakın çalışanımız var. Ekibimizin içinde daha önceden belediye başkanlığı yapmış 2 arkadaşımız bulunuyor. Ekipte 2 istatistikçi, 1 sosyolog, 2 proje koordinatörü, şirket müdürü ve basın danışmanlığı sürecini takip eden bir arkadaşımız var. 3 kişilik de yazılım ekibimiz var. Bunun dışında proje bazlı olarak ‘anketör’ olarak adlandırılan kadromuz var. Bunun yanında 70-80 kişilik çağrı merkezimiz var ve telefon anketiyle ulusal çapta ülkenin her yerinde araştırma yapabiliyoruz.”

YOL HARİTASI ÇIKARIYORUZ

BETİMAR olarak daha çok siyasi parti, belediye ve kamu kurumlarına hizmet verdiklerini belirten Duman, “Zonguldak, Mersin, Manisa, İzmir, Bursa gibi çok sayıda ildeki kurumlara şuan hizmet veriyoruz. Çalışmalarımız genellikle veri yönetimi ve iletişim odaklı ilerliyor. Sadece veri toplamıyoruz, sahadan alınan verinin yönetilmesi için yazılım ve basın modellemeleriyle yol haritası çıkarıyoruz. Ekibimizde eski belediye başkanı olan arkadaşlarımız, kamu kurumsal yönetim danışmanlığı yapıyor. Bir belediye içinde aksaklık ya da iyileştirilmesi gereken süreçlere ilişkin veriye dayalı raporlaması ve sunumu yapılıyor. Ayrıca basın danışmanlığı, sosyal medya yönetimi çalışmaları da yapıyoruz. Çalışma yöntemi ve amacımız hizmetleri tek bir çatıda toplayıp verinin yönetimini sağlamak” dedi.

‘SAHADAN GELİYORUM’

Anket çalışmalarında kullandıkları metotlar hakkında bilgi veren Duman, “Sahada yüz yüze anketle yapıyoruz. Yerel seçim döneminde ülkenin farklı noktalarında çalışmalar yaptık. Bir siyasi partinin danışmanlığını yapıyoruz ve onun tüm Türkiye’deki çalışmalarında bulunuyoruz. Belediyelerin memnuniyet ölçümlerini yapıyoruz. Uluslararası ilişkiler mezunuyum ve ben de sahadan, anketörlükten geliyorum. Sahadan veriyi doğru alabilmek işi temelini oluşturuyor. Ne kadar doğru bilgi alırsanız müşterinizi veya vatandaşı o kadar iyi seviyede bilgilendirme imkânına sahip olursunuz. Ankara ve Bursa haricinde bizim eğittiğimiz ekipler var; İstanbul ve Samsun’da bize bağlı olarak çalışıyor. Lokal çalışmalarda bu ekiplerden destek alıyoruz” ifadelerini kullandı.

PAZAR ARAŞTIRMASINDA

VERİ KALİTESİ DÜŞÜK!

Pazar araştırmaları hakkında konuşan Gürkan Duman, “Büyük şirketler, pazar araştırması yaptırıyor. Bu işi yapan arkadaşlarımız var ama biz 2011’de pazar araştırması yapmayı bıraktık. Çünkü pazar araştırmasında verinin kaliteli olduğunu düşünmüyorum. Örneğin araştırma 10 dakikalık bir anket olarak hazırlanıyor ancak müşteri buna çeşitli konuları da dâhil ettiğinde araştırmanın kalitesi düşüyor. Bu da sapma paylarını yüzde 7’nin üzerine çıkarıyor” diye konuştu.

DETAYCI BİR FİRMAYIZ

‘Türkiye’de son genel seçimleri ve cumhurbaşkanlığı seçimlerini en yakın öngören firma biziz’ iddiasında bulunan Duman, şunları söyledi: “1 Kasım’da yine tek başına iktidarı, 15 gün öncesinden öngördük. 7 Haziran’da HDP, Bursa’da 1 vekil çıkaracak dediğimiz zaman herkesin tepkisi olmuştu ama öyle de oldu. Ankara ve İstanbul seçimlerini birebir bildik. Hem müşterilerimize hem de kendi yaptığımız çalışmalardaki olumluluk oranı yüzde 98’dir. Detaycı bir firmayız. Kurumsal yapısını oturtmuş ve hâlâ büyüme endeksli kurumsal adımlar atan bir firmayız. Araştırma, yazılım, basın danışmanlığı, kurumsal yönetim danışmanlığının hepsinin bir arada olduğu bir ikinci firma yok. Veriyi algıya dönüştüren nadir firmayız. Hedefimiz, markalaşmayı bitirmek ve ulusallaşmaktı. Belli bir noktaya da geldik. Ulusal basından da araştırmalarımızı anlatmak üzere davet alıyoruz. BETİMAR ismini bulurken zorlandık ve yaklaşık 4 ay bekledik. BETİMAR, betimselden geliyor. Betimsel, tüm alan araştırmalarını kapsıyor. Çalışmalarımız da BETİMAR ismiyle uyumlu. BETİMAR olarak en büyük özelliğimiz; bizim müşteriden bir talebimiz olmuyor, müşteri bize geliyor. Bizim çalışmalarımız tamamen referans usulü ilerliyor.”

BURSA, İSTANBUL’UN

20 YIL GERİSİNDE!

Bursa’da sektörün varlığı ve gelişimi açısından değerlendirme yapan Duman, “Bursa, büyük bir şehir ama bir yönüyle de küçük bir şehir. Sektör bazında bakıldığında İstanbul’un 20 yıl Ankara’nın 10 yıl gerisinde. Bursa’nın sanayisi güçlü fakat babadan oğula aktarımla ilerliyor. Yeni neslin evrilmesiyle bizim çalışmalar değer buluyor. Biz rekabetçi bir yaklaşımda değiliz. Çalıştığımız yerleri sektördeki diğer arkadaşlara da öneriyoruz. Ilıman bir yapıyla gidiyoruz ve sektör ne kadar gelişirse Bursa’nın sektördeki pazar payının da o kadar gelişeceğini düşünüyoruz” dedi.  

ARAŞTIRMA AÇIK VE ŞEFFAF OLMALI

Araştırmanın önemi, süreci ve araştırmaya genel yaklaşımlar hakkında yorumda bulunan Duman, şöyle konuştu: “Araştırma, bilimsel bir çalışmadır. Elde edilen verinin birçok modellemede analiz edilmesi gerekir. Örneğin; İstanbul seçim sonuçlarını tahmin ederken biz, aynı veri üzerinde 6 farklı raporlama yaptık. Ki her aldığınız raporun sonucu farklı da çıkabiliyor. Biz, 2016 yılında dedik ki bütün araştırmalar, hem TÜİK’in hem de üniversitelerin denetimi ve kontrolünde olsun. Sektördeki arkadaşlarımız buna güldüler. Topladığınız veriye güvenmeniz lazım. Açık ve şeffaf olması lazım…  Ancak bazı firmalar, bu işe sadece ticari olarak bakıyor. Bu bakış da işin değerini düşüyor. Önceki yönetimler araştırmaya sadece sonuç endeksli bakıyorlardı. Şimdiki vekiller ve belediye başkanları artık verinin kalitesine bakıyorlar. Ki Bursa bu konuda şanslı… Siyasiler gençleştikçe araştırmaya eğilim fazlalaşıyor. Belediye başkanlarının araştırmaya bakışının olumlu olduğunu görüyorum. Sel, yangın gibi afetlerin yaşandığı süreçlerde alınan veriler çok sağlıklı değil. Araştırma kendi içinde sağlık ama sonuç sağlıklı değil. Bunun nedeni de sosyal psikolojideki tepkisellik düzeyinden kaynaklanıyor. Siyasi araştırmalar, seçimlere en kısa süre kalan dönemde yapıldığında daha sağlıklı sonuç veriyor. O günlerde kararsız seçmen sayısı yüzde 5’lere kadar düşüyor.”

SOSYAL MEDYA

SEKTÖRE ZARAR VERDİ

“Araştırma, aslında bir öngörüdür. Müşterinin, bu öngörüye göre kendini yönetmesi gerekir. Ama araştırmaların, özellikle seçim döneminde sonuca endeksleniyor. Bu, sektör açısından olumsuz bir etkendir. Bir başka olumsuzluk da sosyal medyada araştırmanın bir algı olarak kullanılmasıdır. Mesela hiç araştırma yapmadan ulusal çapta tanınan firmalar var. Ben, o firmaların sektörde araştırma yaptıklarını hiç duymadım. Tabi işini gerçekten iyi yapan arkadaşlarımız da var. Stresli bir iş, çünkü bir denekten aldığınız veriyi doğru kabul ederek, sapma payını da gözeterek bir analiz yapıyorsunuz. Bu analizin sonucunda tutturamazsanız başarısız sayılıyorsunuz. Herkes bu işi yapabilir. Ama bir eğitimi olmalı ya da eğitimi olan bir ekip kurmalı. Bu işin temelinden gelenler her zaman daha başarılı oluyor. Bu işi yapacak kişinin, sahayı bilmesi gerekiyor. Bize, çalışmaya gelen sosyologlara ‘Sahaya çıkacaksınız’ dediğimizde kalakalıyorlar ve ‘Sahaya inmeden sosyolog olamazsınız’ diyoruz. Sektördeki arkadaşlarımızın birçoğu bu işin temelinden geliyor. Bu, bilimsel bir iştir. Sadece sosyal medyada yaptığınız anketle olmuyor. Sosyal medya, sektöre zarar verdi. İşini doğru yapan firmalar; müşteri aramıyor müşteri onlara gidiyor. Biz de onlardan biriyiz. Ama sektör, maalesef biraz kirlendi. Önüne gelen araştırmacıyım diyerek ortaya çıkabiliyor. Türkiye Araştırmacılar Derneği (TÜAD) var. Orada da sınıflandırma sıkıntısı var. Belirli bir ciro yaparsanız araştırma şirketi olarak tanımlamıyor. Altında kalırsanız saha araştırma şirketi olarak tanımlıyor.”

BAHÇELİ’YE KATILIYORUM

YASAYA İHTİYAÇ VAR!

“Devlet Bahçeli’ye katılıyorum. Bu konuyla ilgili verilen soru önergesi de doğru ve geçerliydi. Bu sektörün kurumsallaşması açısından doğru bir yöntemdi ama şuan muallakta. Sektörün kesinlikle bir yasaya ihtiyacı var. Bu noktada yerel ve ulusal siyasetçilerin de kurumsallaşmayan firmalara ödün vermemesi gerektiğini düşünüyoruz. Biz, müşterinin istediğini değil verinin istediğini sunuyoruz. Genellikle ilk etapta müşteriler bizi sevmez. Sonrasında bakar ki veri ne derse BETİMAR onu söylüyor.”

İTTİFAKLARDA

OY GEÇİŞİ VAR

Cumhurbaşkanlığı seçimlerine yönelik izlenim ve kanaatlerini aktaran Gürkan Duman, “Şuan cumhurbaşkanlığı seçimlerine yönelik yapılan araştırmaları görüyoruz. İkinci tura kalıyor gibi bir algı var ama biz, sürecin daha erken olduğunu düşünüyoruz. Çünkü Cumhur ittifakı tarafında aday belli fakat Millet İttifakı’nda henüz bir aday yok. Kemal Kılıçdaroğlu, bu süreçte aday olarak öne çıktı ama aslında niyeti aday olmak değil, CHP’li belediye başkanlarını frenlemekti. İYİ Parti’nin yükselmesi söz konusu ama beraberinde CHP düşüyor. Cumhur İttifakı’nda AK Parti’den MHP’ye; Millet İttifakı’nda da CHP’den İYİ Parti’ye oy geçişi var. Bunların dışında Ümit Özdağ’ın, Muharrem İnce’nin, Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu’nun partilerinin etkisi de var. Babacan ve Davutoğlu, Cumhur İttifakı’ndan oy alıyor gibi düşünülse de aslında o taraftan oy aldığı görülmüyor. Şuan çalkantılı görünse de cumhurbaşkanı 2023’e iyi hazırlanıyor.  Enerji ve savunmada yapılan atılımlar sahadan pozitif sinyaller veriyor. Salgının yorduğu ekonomide atılacak adımlar önemli. Bir de tabi Millet İttifakı adayının ortaya çıkması, hedefleri ve anlatacakları süreci belirleyecek. Bizim araştırmalarımızda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yüzde 46-47 oranında bir oy potansiyeli var. Tabi bu yüzde 50+1 için yeterli değil. Ama kararsız da yüzde 8-9’a yakın bir kitle var. Karşı tarafta da bloklaşan bir yüzde 40’lık dilim var” dedi.

Z KUŞAĞI SİYASETLE

YAKINDAN İLGİLİ

BETİMAR Araştırma Yönetim Kurulu Başkanı Gürkan Duman, yaklaşan seçimlerin kritik kitlesi olarak görünen Z Kuşağı hakkında değerlendirmeleriyle açıklamasını tamamladı: “Z Kuşağı ile ilgili araştırmalar yapıyoruz. Gördüğümüz şey şu; dünyada olduğu gibi Türkiye’de de bu kuşak arasında milliyetçilik söylemi artıyor ve muhafazakârlık yapısı düşüyor. Bu gençlerde okuma eğiliminin düştüğü görülüyor. Bizim yaptığımız araştırmalarda gençlerin yüzde 55’e yakınının günlük yaşantıda siyasete endeksli olduğu gözüküyor. Çok zekiler ama günlük yaşıyorlar. Z Kuşağı’nın sandık tutumuna ilişkin çeşitli algılar yapılıyor ama bunlar gerçeği yansıtmıyor. Seçimlere katılma eğilimleri yüksek. Şuan için bekleyip göreceğiz.”

***

‘EN ÖNEMLİ SORUN EKONOMİ’

POLİTİC’S Araştırma Yönetim Kurulu Başkanı Recep Güven, sahadan alınan mesajlara ilişkin yaptığı değerlendirmede “Son araştırmamıza göre ülkenin en önemli sorunu yüzde 55,76 ile ekonomi” dedi.

---

Recep Güven, araştırma sektöründeki tecrübesi ve şirektine ilişkin şu bilgileri verdi: “Bursa’da 2012 yılında Tüsivar adıyla kurduğumuz şirketi, 2014 yılında isim değişikliğine giderek Politic’s olarak sürdürüyoruz. Türkiye, çok önemli 3 seçim atlattı. 7 Haziran 2015 seçimlerinde iktidar partisinin 9 puana yakış düşüş gösterdiği bir seçimdi ki ‘Bursa’da dengeler değişiyor’ diyerek 30 gün önceden açıklamıştık. 2017 Cumhurbaşkanlığı seçim sonuçlarını birebir verdik. Referandumu ve 2018 seçimlerini birebir verdik. Hatta Bursa’da son seçimde 2 bölgeye ayrılmasına rağmen hem bölgesel hem de totalde birebir sonuç verdik. Yerel seçimlerde de partilerin çalıştığı araştırma şirketleri 8-10 puanlık sapmalarla verdiler. Biz, yine birebir veren tek firmaydık.”

GÜVEN ESASI

“Biz, yüz yüze anket sistemiyle çalışıyoruz. Telefonla anket sistemini çok fazla kullanmıyoruz. Hele hele siyasi çalışmalarda hiç kullanmıyoruz. Çünkü araştırmada iki etken vardır. Birincisi, denek olarak adlandırılan vatandaşın anketöre ve firmaya güvenmesidir. İkincisi de anketörün deneğe güvenmesidir. Bu noktada bazı ölçümler vardır ve biz bunlara çok dikkat ederiz. Personelimiz de anket sonunda toplanan veriyi sağlıklı, şüpheli ve sağlıksız şeklinde kategorize eder. Anketlerde mantık soruları da vardır ve bunlar da cevabın sağlıklı ya da sağlıksız olduğunu ölçmeye yarıyor. Bir anket mutfaktan zor şartlardan geçtikten sonra veri olarak değerlendirmeye alınır. Bizim yaklaşık 7 yıldır çalışma yöntemimiz bu. Bugüne kadar hem Türkiye hem de Bursa sonuçlarını hiç sapmadan veren tek firmayız.”

SOSYAL PROJELER

Şirket çalışmaları hakkında konuşan Güven, “Biz, birçok firmaya hizmet veriyoruz. Ticaret odalarıyla çalışıyoruz. Sosyal projeler hazırlıyoruz. Örneğin, şuan Türkiye’de ilk defa Büyükşehir ve Mustafakemalpaşa Belediyesi’nin uyguladığı ‘Okuyan Şehir’ Politic’s Araştırma’nın marka tescilli bir projesidir. Okuma alışkanlığını ve kent aidiyetini artırmak adına hayata geçirilen bir projedir. Büyükşehir’de 5 metro istasyonunda bulunan elektronik cihazdan; şiir, hikaye, roman, şehrin gezilecek yerleri gibi çıktılar alınıyor. Yine Osmangazi Belediyesi’nin uyguladığı ‘Hizmet Evinizde’ bizim projemizdir. Mustafakemalpaşa’nın uyguladığı ‘Biz geldik, hizmet evinizde’ bizim projemizdir. Teknoloji çağındayız ve topluma yarar sağlayacak her işi yapmak zorundasınız.  Şuan bir proje için Türkiye’nin tamamında çalışıyoruz. Kadromuz ülkenin genelinde operasyon yapma yeteneğine sahip. 5 kişilik bir çekirdek kadromuz var. Proje bazlı dönemsel olarak bu rakam, 300 kişiye kadar çıkıyor. Ayrıca ulaşım planlama ve trafik koordinasyon noktasında kamuya iş bitirmesi olan tek firmayız. Samsun Büyükşehir Belediyesi, ulaşım plan çalışmalarının saha verilerini yaklaşık 8 aylık bir araştırmayla biz sağladık. 2015’te de Denizli Büyükşehir Belediyesi’nin ulaşım plan çalışmasının saha araştırmasını biz yaptık” dedi.

VATANDAŞ ARAŞTIRMAYI

ARTIK CİDDİYE ALMIYOR

‘Sektörümüzün en önemli sıkıntısı güven problemidir’ diyen Güven, “Araştırma, bilimsel verilere dayanan bir sonuç analizidir. Ancak uzun yıllardır araştırma firmaları siyasi entegrasyona maruz kaldıkları için bir manipülatif söylem ortaya çıktı ve halkta bir güven kaybı yaşandı. Geçmişte biz, saha anketleri yüz yüze olarak vatandaşla çok rahat bir şekilde yapabilir ve sağlıklı sonuç alırdık. Bazı araştırma firmalarının seçimlere yönelik açıkladığı anketler ile sonuçlar arasındaki uçuk düzeydeki sapmalar toplumda bir güven problemi doğurdu. Eskiden bir anketör, 7-8 saatlik bir çalışmada sahadan 40-45 anket sonucu çıkarırken bugün maalesef 15’lere kadar düşüldü. Vatandaş, artık araştırma firmalarını ciddiye almıyor. Vereceği cevapların sağlıklı işlenmeyeceğini düşünerek manipüle edecek açıklamalar yapıyor. Çünkü soruları değerlendirirken TV’lerde çıkan sapmalarla değerlendiriyor. Gerçek düşüncesini çok aktarmıyor. Biz bunu geçmişte şu açıdan yaşıyorduk; mesela vatandaş fişleneceğini düşünüyordu. Ama artık bunun fişleme olmadığı ortaya çıktı. Çünkü bizler, sadece sonucu paylaşabiliriz” dedi.

SEÇMENİN KAFASINDA SEÇİM YOK

Son yaptıkları araştırmadan ayrıntılar paylaşan Recep Güven, açıklamasını şöyle sürdürdü: “Temmuz ayında bir araştırma sonucu yayınladık. Bursa merkezli olarak 2001 denekle yaptığımız bir çalışmaydı. Hem ülkenin hem de kentin sorunlarını sorduk. Aynı zamanda seçmenin siyasi tutumunu ölçtük. Yeni kurulan partilerin güçlerine baktık. Mevcut durumu analiz ettik. O araştırmaya göre ülkenin en önemli sorunu yüzde 55,76 ile ekonomi. İkinci sırada yüzde 14,55 ile işsizlik var. Adalet, yüzde 9,47 ile üçüncü sırada bulunuyor. Aynı araştırmaya göre karasız yüzde 19-20 düzeyinde görünen seçmen dağıtıldığında AK Parti yüzde 36,78, CHP yüzde 23,14, İYİ Parti yüzde 17,90, MHP yüzde 7,43, HDP yüzde 4,63, Memleket Partisi yüzde 3,17, Deva yüzde 1,95, diğer de yüzde 4,99 olarak görünüyor. O araştırmaya göre Bursa’da Cumhur İttifakı yüzde 44 ile önde. Millet İttifakı, yüzde 41’lerde ve yükselişi İYİ Parti sağlıyor. Araştırmada kararsız seçmenin yoğun görünmesinin nedeni, seçimin düşünülmüyor olmamasıdır. Yani seçmenin kafasında seçim yok. Verilen cevaplar reeli gösterdiği gibi kararsızlığı da sürekli artırır. Seçim atmosferine girildiğinde sonucu etkileyecek etkenler vardır.”

BİZ, SADECE SKOR

VERMİYORUZ!

Güven, “Biz bu gündem çalışmalarını hiçbir kişiye ve kuruma bağlı olmadan yapıyoruz. Çünkü bunlar kamuoyu ile paylaştığımız çalışmalardır. Araştırma, bir yol haritası çizilmek için alt yapıdır. Sonuç değil aslında nedenlerdir. Gideceğiniz yola dair size öngörüler sunar. Araştırmadaki en son kriterdir sonuç. O da seçimlerde sandığa yaklaştığınızda ortaya çıkar. Yapılan bütün çalışmalar aslında bir yol göstericidir. Biz, sadece skor vermiyoruz. Anket sonuçlarında çaprazlama verileri de paylaşıyoruz” dedi.

SOSYAL MEDYA

HER ŞEYİ KİRLETTİ

Araştırma sektörünün gelişimi ve yaşanan sorunlara yönelik Güven, “Hiç şüphesiz araştırmayı, ülkemizde pik seviyesine ulaştıran AK Parti ve Recep Tayyip Erdoğan’dır. 10 yıl önce araştırma sonuçlarının manipülatif olduğu ve yandaşlar tarafından yapıldığı iddia edilirdi. Ama bugün bütün siyasi partiler araştırma yaptırıyor. Devlet Bahçeli’ye katılıyorum. Sektörde bir yasal düzenleme kesinlikle yapılmalıdır. İnternete girin sosyal doku anketi dediğinizde onlar anket çıkar karşınıza. Yani excel kullanmayı biliyorsanız birkaç üniversiteli bulup siz de anket yaptırabilirsiniz. Ama bunun bilimsel, sosyal, ekonomik tarafı var mı hiç düşünülmez. Ve sonuçları yayınlamak ve algı oluşturmak da çok kolay artık. Merdiven altı araştırma şirketleri türedi. Düşünün artık twitter’da anket yapılıyor. Sosyal medya, her şeyi kirletti. Bugün ‘post truht’ (Hakikat sonrası/Gerçeklik ötesi) çağındayız. Geçmişte yalan habere itibar edip inanlar eğitimsiz kitlelerdi. Post turht kavramı bize şunu gösterdi; yalan habere artık lisans ve lisansüstü eğitim düzeyindeki insanlar da inanıyor. Hatta yalan haber/içerik üretimini eğitimli kitleler de yapıyor. Hem yalan üretimi hem de etki alanı arttı. Yalan haberi yayılım hızı, doğrusunun yayılım hızının 20 katı. Sosyal medyanın toplum üzerindeki etkisi korkutucu boyutlara ulaştı. Mutlaka önüne geçilmesi gerekiyor” değerlendirmesinde bulundu.

Z KUŞAĞI’NI KİMSE TANIMIYOR

‘Z Kuşağı’nın siyasi davranışlarıyla ilgili en kapsamlı çalışmayı yapan firmayız’ iddiasında bulunan POLİTİC’S Araştırma Yönetim Kurulu Başkanı Recep Güven, “Sonuçlarını çok fazla yayınlamadık çünkü akademik bir çalışma. Z Kuşağı’nı kimse tanımıyor. Herkes onların üzerine popülist söylem üretiyor. Z Kuşağı’nın iktidar karşıtı olduğunu söylemek bir hata. Ciddi bir milliyetçi yapı geliyor. Pragmatik bir kuşak ve ideolojik bakmıyor. ‘Dedemin partisi’ anlayışı yok. Partinin ona ne verdiğine, hangi imkânları sağladığına bakıyor. Bizim, gençlerimizi eğitmemiz lazım. Teknolojiyle büyüyen bu çocukları teknoloji üretimine kanalize etmemiz gerek. Bu çocuklara sadece iktidarı değiştirme misyonu yüklemek doğru değil” diyerek açıklamasını sonlandırdı.

***

AK PARTİ ÇOK BÜYÜK

ÇÖKÜŞ YAŞAMIYOR!

BUPAR Araştırma Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Akaltun, kamuoyunda araştırmanın bir algı aracı olarak kullanıldığı vurgularken “AK Parti’nin çok büyük çöküşler yaşadığı söyleniyor. Ben aynı kanaatte değilim” ifadelerini kullandı.

---

Erdal Akaltun, sektördeki tarihsel süreci ve şirketi hakkında şu bilgileri paylaştı: “BUPAR Araştırma, 1992 yılında Bursa’da kuruldu. Saha şirketi olarak başladık ve 2002’den sonra merkezi, Ankara’ya taşıdık. Yaklaşık 20 yıldır siyasal ve yerel yönetim olmak üzere kamuoyu araştırması yapıyoruz. Pazar araştırması da yapıyoruz. Sütaş ilk ulusallaşma kararı verdiğinde beraber çalışmıştık. Özdilek’in Afyon ve İzmit’teki operasyonlarına yönelik çalışmaları biz yapmıştık. Şaypa vardı, şimdi Onur oldu onun tüm pazar araştırmalarını biz yapıyorduk. Diğer illerde de Pazar araştırması yaptık. Ama siyaset ilgi alanım olduğu için şuan daha çok siyasal araştırmalar yapıyoruz. Türkiye’de pazar araştırması yapan çok firma var ama siyasal bazda araştırma yapan ulusal bazda firma çok az. Ülke genelinde çok sayıda büyükşehir belediyesi, il ve ilçe belediyesi ile çalışıyoruz. Bursa’da da 92’den bu yana bütün büyükşehir belediye başkanlarıyla çalışıyoruz. Araştırma sektörü gelende fason ekip kullanır ama biz, kendi maaşlı kadromuzla çalışıyoruz. Bursa merkezli olarak Pazar araştırması yapmak çok zor bir iştir. Çünkü genellikle büyük şirketlerin genel merkezi İstanbul’dur. Siyasi araştırmalar içinse İstanbul ve Ankara’da olmak gerekir.”

ARAŞTIRMA

METALAŞTI

Araştırma sektörünün handikapları ve araştırmaya bakış hakkında değerlendirmede bulunan Akaltun, “Eskiden araştırma bilgiyi merak edenlerin yaptırdığı bir işti. Şimdi araştırmayı siyasetçiler bir algı yöntemi olarak kullanmak istiyorlar. Bu da araştırmanın metalaştırılması anlamına geliyor. Bunda hem sektör hem de siyaset kurumunun payı vardır. Bugün medyada okunan birçok araştırma var.  Araştırma künyesiyle birlikte açıklanması gereken bir iştir. Kim yapmış, kim yaptırmış, hangi finansmanla yapılmış, ne zaman ve hangi örneklemle yapılmış, hangi metot kullanılmış gibi bilgilerin açık olması lazımdır. Yani bir araştırmanın objektif olabilmesi için denetlenebilir ve test edilebilir olması gerekir. Ancak bugün twitter ya da fecabook hesabından birileri araştırma sonucu yayınlıyor. Kim, ne zaman, nasıl, neden yaptı ve niye orayı kullandığı gibi soruları sormak gerekir. Finansmanı belli olmayan tüm işler tartışmalı işlerdir. Kimin finanse ettiği söylenmiyorsa o araştırmaya şüpheyle bakılmalıdır. Bugün fırından bedavaya ekmek alamıyorken bu kadar pahalı bir işin neden bedavaya açıklandığını kimse sorgulamıyor. Bir şey size bedava geliyorsa maliyeti çok ağır demektir. Bu da sektör için ciddi bir sorundur. Sektörde baktığınızda birkaç firmanın araştırmaları döner. Ama Türkiye’deki sektörün yüzde 99’u yabancı ortaklıdır. Ama onların ismini kimse bilmez. Onlar talep edene yapar ve bilgiyi onunla paylaşırlar. O ürün artık talep edenindir. Ücretsiz ve künyesiz bir şekilde araştırma sonucu yayınlanması, sektörün imaj kaybını hızlandırıyor. Ne yazık ki araştırmacı sıfatı da giderek daha niteliksiz ve tartışılır hale geliyor” dedi.

SADECE BİR SEKTÖRE DEĞİL

HERKESE KURAL KOYULMALI

Araştırma sektörüyle ilgili kamuoyuna yansıyan yasal düzenleme hakkında konuşan Akaltun, “Devlet Bahçeli’ye çok katılmıyorum. Elbette ki bir düzenleme gerekir ama Sayın Bahçeli’nin söylediği gibi değil. Siyasette etik yasası ne ise araştırmada da aynı etik yasa olmalı. Ülkenin tamamında bir etik kurallar yasası olursa bunun içinde elbette araştırmacılar da olmalı. Ancak araştırmacıları, devletten izin alır hale getirmek, zapturapt altına almak basındaki sansürden farkı yoktur. Hayatın tüm alanları şeffaf, ölçülebilir, hesap verilebilir olması gerekiyor. Siyasetçi de harcadığı paranın hesabını verebilmeli, araştırmacıya da ‘neden bu araştırmayı bedava yayınlıyorsun’ diye sorulmalı. Siyasetçiler kendilerine öyle bir çerçeve çizmezken sadece bir sektöre çizmeleri çok doğru değil. Ana çerçevede bir kural gerektiğinde mutabıkız ancak zapturapt altına alma kaygısıyla hayır diyorum. Kural koymak gerekir mi? Evet. Herkese mi? Evet. Mesela medyaya da kural koymak gerekir” açıklamasında bulundu.

ULUSALDA EKONOMİ

YERELDE ULAŞIM!

Sahadan aldıkları mesajlara yönelik ipuçları veren Akaltun, şu bilgileri aktardı: “Araştırmalarımızı açıklarsak müşterilerimize haksızlık etmiş oluruz. Ancak genel durumun; kamuoyunda tartışılan ve yaratılan algıyla çok örtüşüyor kanaatinde değilim. AK Parti’nin çok büyük çöküşler yaşadığı söyleniyor. Ben aynı kanaatte değilim. Bir, yönü negatiftir. Tarihinde ilk defa AK Parti, kendi seçmenini sandığa götürmekle ilgili kaygılar yaşıyor. İlk defa CHP’nin seçmenini sandığa götürme sorunu yok. CHP’nin yönü pozitif ama iddia edildiği gibi çok büyük oy sıçramaları yok. MHP’nin yönü negatiftir. İYİ Parti oyunu artıran tek parti konumundadır. Ulusal ölçekte ekonomi, Türkiye’nin en önemli sorunlarından biri olmuştur. 30 yıldır bu işi yapıyorum ve bu süre zarfında ‘ülkenin sorunu ne?’ sorusuna hep ilk üçte bir şekilde ekonomi cevabı verilir. Terör kısmen ilk üçe giriyor. Ülkemiz dolar bazında bakıldığında fakirleşiyor. Gelir dağılımı adaletsizliğinden dolayı uçurumun giderek artığını görüyoruz. Bu hem sosyal hem de psikolojik bir sorundur. Yerelde ise ulaşım ki salgında bunu tetikledi. Salgınla birlikte araç kullanım sayısının artması, toplu taşıma kullanma korkusu, uzun süre içerde kalma nedeniyle dışarı çıkma isteğinin artması trafik sorununu giderek içinden çıkılmaz hale getirdi. Yollar genişlemiyor ama araç sayısı hızla artıyor. Nüfus ve araç sayısı artarken toplu taşıma artmıyorsa trafik sorunu kaçınılmazdır. Ki Bursa’da bunu yaşıyor.”

Z KUŞAĞI’NI ARAŞTIRIYORUZ

Z Kuşağı’na yönelik yaptıkları araştırmalardan bahseden ve bu kuşak hakkındaki tespitlerini dile getiren Erdal Akaltun, açıklamasını şu şekilde sürdürdü: “Z Kuşağı ile ilgili 3 yıldır fokus grup toplantıları yapıyoruz. Bursa’da başlattık; İzmir, İstanbul ve Ankara’da da çalışmalar devam ediyor. 15-18 ile 18-20 yaş grubu gençleri, burada topluyor ve kendi moderatörlüklerinde sohbet ettiriyoruz. Ne konuştukları, ne demek istediklerini kendi dillerinden anlamaya çalışıyoruz. Daha sonra buradaki anlatımları psikolog ve psikiyatristin analiziyle kendi bakışımıza alarak siyasetçilere bu kuşakla nasıl bir iletişim kurmaları, nasıl bir dil kullanmaları gerektiğini ve bu kuşağa göre hayatın, dinin, siyasetin ne anlama geldiğini anlatmaya çalışıyoruz.”

PANİĞE GEREK YOK

“Her kuşak bir öncekine göre artan oranda uzaklaşarak geliyor. Yani yüz yıl önce anne/baba ile arasındaki fark 1 birimse zamanla 2, 4, 8, 16 birim şeklinde artıyor. Bize de bizim ebeveynlerimiz şaşırmıştı. Bu nedenle çok büyük panik yaratacak bir durum yok. Sosyolojik olarak kendi dengesini bulacaktır. Ama dünyanın ve ülkenin değer yargıları değişiyor. Her kuşağın kendi paradigması var. Z Kuşağı’nın da kendi paradigması var. Bilgiye çok çabuk erişiyorlar. Eski kuşaklar bilgi için birine muhtaçtı. Oysa onların kimseye ihtiyacı yok. Bilgiyi analiz etme yeteneği tartışılabilir. Ama çok bilgiye ulaşıyor, sorguluyor ve kolay ikna olmuyorlar.”

BİZ BOŞUNA KAVGA ETMİŞİZ!

“Siyasal tutumları belli değil. Çünkü kutsalları yok. Biz eskiden ailemizin fikriyle tarif ediyorduk. Yeni dünya düzeninde sağcı ve solcu olmak gerekmiyor. Ülkenin siyasal sistemi de artık bu noktaya geldi. Biz, 30 yıl önce üniversitede kavga ettiğimiz insanlarla şimdi çok iyi arkadaşız. Ve boşuna kavga ettiğimizi görüyoruz. Aşağıdan gelen çocuklara da solcu ya da sağcı ol diye kimse baskı yapmıyor. Z Kuşağı, ‘benim için ne yapıyor’ diye bakıyor, siyasetçiden bir elektrik almıyorsa ne dediğinin hiçbir önemi kalmıyor. Belki de ilk defa kavramlardan soyutlanmış bir şekilde siyasetçilerin ne dediği önemli olacak. Yani garanti oy kalmıyor. Z Kuşağı siyasetçinin ne dediğine ve neden dediğine bakıyor aynı zamanda yaşantısını takip ediyor. Yeni dönem siyasetçiler için siyaset hem kolay hem de zor. Çünkü bu kuşağı kandırma olasılığı az. Siyasetçiler ‘Z Kuşağı sen şöyle yapmalısın’ gibi ifadelerle onları bir yere kanalize etmeye çalışıyor. Kapitalizm de bunu yapıyor; ‘Z Kuşağı, şöyle yapar şunu giyinir…’ Böyle bir misyon yüklediğinizde o kuşak ister istemez onu yapmaya başlıyor. Dolayısıyla bu, kapitalist ve siyasal sistemin işine gelen bir kavramsallaştırmadır.”

MALİYETLER ARTTI

BUPAR Araştırma Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Akaltun, açıklamasını sektörün yaşadığı sorunları ifade ederek tamamladı: “Eskiden araştırmalar yüz yüze yapılırdı. Şimdi bu yöntemi kullanan firma sayısı çok az. Biz, hâlâ ısrarla yüz yüze yöntemi kullanıyoruz. Çünkü daha detaylı bilgi sahibi olmak istiyoruz. Tabi telefon anketi gibi diğer yöntemleri de kullanıyoruz fakat orada süre kısıtlı veri akışı da kısır oluyor. Yüz yüze de anket yarım saat sürebiliyor. Ne kadar çok veri varsa analiz etme şansınız o oranda artıyor. Salgın koşulları yüz yüze anket yapmayı zorlaştırdı. Ülkenin ekonomik koşulları maliyetleri artırdı. Yani otel fiyatları yüzde 100 arttı. Araç ve benzin fiyatı arttı. Bizim sektörün ana maliyetleri; maaş, konaklama ve ulaşımdır. Burada maliyetler artınca sektörün bir kısmı online anket yapmaya yöneldi. Diğer taraftan sosyal medya da bile anket yapan bir sürü meraklı arkadaş var. Bu bilimsel bir yöntem değil. Ama anket yaptı mı yaptı oluyor. Birisinin 1 milyon takipçisi var ve ‘anket yapıyorum’ diyor. İnsanlar da katılıyor. Ama bilimsel bir çalışmaya katıl dediğinizde çoğu katılmaz. Toplum giderek popülist olduğu sürece her şey popülistleşiyor; bilim de sanat da kültür de…”

***

MUHAFAZAKÂR SEÇMENDE ÇÖZÜLME VAR

REFERANS Araştırma Yönetim Kurulu Başkanı Onur Karaduman, sahadan gözlemini aktardı: 40 yaş altı muhafazakâr seçmende hükümet nezdinde çözülme var…

---

Onur Karaduman; sektöre girişi, çalışmaları ve firması hakkında bilgi verdi: “Bu sektöre 2008 yılında girdik. Siyasi partilerle çalışıyoruz. Bir dönem pazar araştırması yaptık. İstanbul’daki bazı firmalara Pazar araştırması taşeronluğu yapıyorduk sonrasında tamamen siyasi ve sosyal araştırmalara yöneldik. Çok özel müşteriler olmadıkça pazar araştırmasına girmiyoruz. Pazar araştırmasının merkezi İstanbul. Ve genelde işi oradaki firma alıyor buradaki bir firmaya yaptırıyor. Pazar araştırmasının sağlıklı olmadığını düşünüyorum. Kamuoyu araştırmalarında kontrol mekanizması ve çalışmanın verimliliği daha yüksektir.”

ARAŞTIRMADA YENİ YÖNTEMLER

“Anket yöntemi olarak yüz yüze görüşme, telefonla ulaşma, son 5 yılda ise dünya da trend panellere doğru ilerliyor. Panellere üyelik sistemi oluşturuluyor sonra online şekilde anket yapılıyor. Panel üyelerine belli ücretler veriliyor. Bu yöntemi İstanbul ve Bursa’da kullanan birkaç firma var. Ama şuan için bunun biraz daha vakti olduğunu düşünüyorum. Mesajla ve online diğer yöntemlerde var ama onlar çok mantıklı gelmiyor. Ben yüz yüze anket yöntemini kullanıyorum. Salgın döneminde bile telefon ve panel kullanmadım. Diğer alanları kullananlara saygı duymakla birlikte yüz yüze anketin daha sağlıklı olduğunu düşünüyorum. Daha fazla bilgi alındığını ve telefonla arandığında korku faktöründen fikrini beyan etmeme gibi durumların yaşandığını düşünüyorum.”

İNSANLAR BİZİ BİLİYOR

“Bursa’da uzun süredir çalıştığımız için insanlar bizi biliyor. Bu nedenle sahada herhangi bir sorun yaşamıyoruz. Her anketimizde firma bilgilerimiz var bir de artık bilinirliğimiz var. Örneğin bir ilçede esnafa ve haneye 4-5 defa gitmişiz. İnsanlar kötü deneyimlerine göre karar veriyor. Bizden herhangi bir kötü deneyim yaşamadıkları için sorun yaşamıyoruz. Anketlerde kontrol sorularımız var. Ayrıca yapılan anketleri, telefonla da doğruluyoruz. İstanbul, Ankara, Bursa ve Balıkesir’de siyasi partiler ve belediyelerle çalışıyoruz.”

SALGIN, SÜRECİ

ETKİLEDİ

Karaduman, “Salgın döneminde anketör bulma sıkıntısı yaşandı. Biz, kent dışından gelen üniversite öğrencileriyle çalışıyoruz. Bursa’daki personel bir gün geliyor ikinci gün gelmiyor. Bu nedenle çok zorda kalmadığımız sürece Bursalı personelle çalışmıyoruz. Dönemsel iş olduğu için en önemli konu ödemeler. Biz, bu konuda planlı çalışırız. Bir arkadaş çalışmaya başlarken projenin bitiş gününü ve ödeme tarihi bilir. Geçmiş dönemde bu imaja zarar verenler oldu. Personeli çalıştırıp 3 ay sonra ‘anketinin yarısı iptal oldu’ diyerek ödemeleri kesen ya da zamanında yapmayan firmalar vardı” diye konuştu. 

BURSA’DA SEKTÖR

BÜYÜK DEĞİL!

Sektörün açmazlarına yönelik açıklama yapan Karaduman, “Sektörde çok fazla firma olmadığı için birbirimizi tanıyoruz. Hatta biz, sektörün büyümesi taraftarıyız. En büyük sıkıntılarımızdan biri, hala bizim itelememizle işin olması. Müşteriye gidiyoruz ve proje teklifi veriyoruz. Sürekli aktif olmamız lazım. Araştırma sektörünün kamu kurumları ve siyasilerce çok fazla anlaşılmış durumda diyemeyiz. Biz, çok detaylı sunumlar hazırlıyoruz ama onlar 1-2 sayfayla ilgileniyorlar. Kendilerine yol haritası çizecek şeylere çok ilgili değiller. Bizim yönlendirmemizle oluyor. Sektör Bursa’da yeteri kadar büyük değil. Bunda kurumların bakışıyla alakalı, İstanbul firmaları baskın durumda ve birçoğu işin içeriğinden çok markaya gidiyor” dedi.  

SEÇMEN ANKETLERDEN

ETKİLENMİYOR

Dijital medyanın sektöre etkilerine ilişkin izlenim ve düşüncelerini ifade eden Karaduman, şu şekilde konuştu: “Sosyal medyanın önüne geçilebileceğini düşünmüyorum. Ama araştırma için biz, müşterilerimize firmaya bakın diyoruz. Piyasada güvenilir firmalar belli. Sektörümüzdeki en büyük sorunlarından biri de verileri açma üzerinde kontrol mekanizmasının olmaması. Artık seçmenin de açıklanan anketlerden etkilendiğini düşünmüyorum. Sektörde masa başında iş yapan firmalar var. Sektörde zedelenme ve güvensizlik yaşanıyor ama işini düzgün yapanlar da var. Kontrol mekanizması gerekiyor ama bunun olacağını düşünmüyorum. Yasal çerçeve çizilse de sistemin açıkları var. Bence düzgün çalışan firmalar tercih edilerek sektördeki diğerleri ayıklanacak. Bunun başka yöntemi yok. Bizim gibi çalışan firmaların artmasından yanayız. Mesela bizde, 3 yıl önceki çalışmaların bile dosyası tutulur. Müşteri, işin önemini kavrasa kontrol mekanizmasını kendisi de oluşturabilir.”

BU BASİT BİR İŞ DEĞİL!

“Burada ana konu seçim sonuçlarında ne kadar başarılı olduğundur. Siyasi araştırmalarda sunum ve sonuç sonrası sen ne gibi yol haritaları verebiliyorsun ona bakılır. Herkes çalışma yapabilir ve bir rapor çıkarabilir. Ama rapor sonrası nasıl bir yol haritası gösteriyorsun bu önemlidir. Bu basit bir iş değil. Biz, her yıl sunum ve raporu yeniliyoruz. İnsanlar, bazı şeyleri görmek, duymak ve bilmek istemiyor. Sektörümüzdeki handikaplardan biri de bu. Bazı firmalar müşterinin duymak istediklerini veriyor. Biz, sahada ne çıkarsa onu aktarırız ki bana ‘fazla moralimi bozma’ diyenler çoğunluktadır. Bu nedenle iş kaybettiğim de oldu ama işin özünün bu şekilde olması gerekiyor.”

EKONOMİ, MÜLTECİ, İŞSİZLİK!

Sahadan alınan mesajları paylaşan Karaduman, “Sorunlar dönemsel olarak değişiyor. Şuan öncelikli sorun ekonomi. Mülteci sorunu ve Afganlar mevzusu gündemde önemli yer işgal ediyor. Gıda fiyatları ve enflasyon önemli bir yer tutuyor. Bir de tabi genel güvensizlik ortamı etkiliyor. Yöneticiler bazen tepkiden çekindiği için sahaya inmiyor. Aslında sahaya inmek ve vatandaşın derdini dinlemek gerekiyor. Genelde vatandaşımız, herhangi bir kurumda yetkili olan insana saygılıdır. İstisnai durumlar tabi ki olabilir. Artık yöneticilerin ‘seçim dönemi geliyorsunuz’ lafını duymamaları gerekir. Sürekli sahaya ve sorunlara hâkim olunmalı” ifadelerini kullandı.

Z KUŞAĞI ARAYIŞ İÇİNDE

Z Kuşağı hakkındaki tespitlerini paylaşan Karaduman, “Z Kuşağı; sabırsız, çabuk sıkılıyor, tepkili, hakkını arıyor, geçmişi çok önemsemiyor. Onların gündemi gelecek. Dünyaya çok hâkimler ve kendi yaş grubunda dünyadaki insanlarla iletişim halinde ve onlardan etkileniyorlar. Aynı haklara, ekonomik şartlara ve özgürlüklere sahip olmak istiyorlar. Z Kuşağı da diğer kuşaklar gibi iş kaygısı yaşıyor. Geçmiş dönemde gençler seçime çok fazla rağbet göstermez denirdi. Z Kuşağı’nın seçime çok daha fazla ilgi göstereceği görülüyor. Şuan için herhangi bir siyasi partiye yönelimi de yok. Z Kuşağı, arayış içinde. Ne yazık ki hiçbir siyasi parti bu kuşağa doğru bir şekilde yaklaşamıyor. Şuan gençliğe dokunan ve onların kalbini kazanan bir çalışma yok. Bu gençlik, artık ailelerini de etkiliyor” dedi.

KARARSIZ KİTLE ÇOK YÜKSEK

Seçime dönük araştırmalardan genel değerlendirme yapan REFERANS Araştırma Yönetim Kurulu Başkanı Onur Karaduman, “Sahadan elimizde sadece bir veri var; kimse cumhurbaşkanlığı için 50+1’i bugün için yakalayamıyor. Bunun dışındaki verilerin hepsi günceli gösterir. Seçim dönemi yaklaştıkça ve saflar sıklaştıkça veri değişebilir. 40 yaş altı muhafazakâr seçmende hükümet nezdinde çözülme var. Tepki gösteriyorlar ve AK Parti oy kaybediyor. Cumhur İttifakı oylarında erime var. Kararsız kitle çok yüksek ve seçmenin 5’te birinden fazlasına ulaşıyor. AK Parti ve MHP’li seçmen gri bölgede ve onlardan muhalefete geçiş neredeyse yok. AK Parti ve MHP açısından en kritik konu, seçmenini sandığa ne kadar götürebileceğidir. İstanbul seçimleri bunun bir örneğidir. Tabi tüm bunlar, şu anki durumu gösterir. Birincisi seçim sathı çok farklıdır. İkincisi, şuan Cumhur İttifakı’nın adayı dışında seçimle alakalı hiçbir şey bilmiyoruz. İttifaklar nasıl olacak? Partiler kendi adaylarını mı çıkaracak? Yoksa ortak adaylar mı çıkacak? Belli değil. İYİ Parti’de net olarak bir yükseliş görülüyor. CHP’de bir miktar var. Buraya HDP’li seçmenden de geçiş görülüyor. Muhalefet açısından vatandaş nezdindeki sorun bir reçeteleri olmaması. Muhalefetin öne çıkan argümanı, ‘Seni başkan yaptırmayacağız’ artık vatandaşı sıkıyor. Millet İttifakı’nın adayını açıklamaması doğru bir hamle, çünkü hem yıpranmasını hem de çatlak sesleri kesiyorlar. Yeni partiler, kötü bir dönemde kuruldular. Ve insanlar, onlara karşı biraz daha bekleme durumundalar. Şuan vatandaş gözlem yapıyor. Şu anki tabloda yeni partilerden herhangi biri yüzde 5 alırsa çok büyük bir başarı olur” ifadeleriyle açıklamasını sonlandırdı.

***

Bursa Görüş ne diyor?

Yaklaşık 5 günlük bir araştırma ve 2 saatten uzun bir ses kaydının deşifresiyle hazırlanan bu haberde kişiler, buluşma tarih ve saatlerine göre sıralandı. Şeffaflık adına paylaşmak gerekirse BETİMAR Araştırma Yönetim Kurulu Başkanı Gürkan Duman ile 28 Ağustos’ta, POLİTİC’S Araştırma Yönetim Kurulu Başkanı Recep Güven ile 30 Ağustos’ta öğle saatlerinde, BUPAR Araştırma Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Akaltun ile 30 Ağustos’ta öğleden sonra ve REFERANS Araştırma Yönetim Kurulu Başkanı Onur Karaduman ile de 31 Ağustos’ta görüşüldü. Kimiyle ofisinde kimiyle herhangi bir kafede buluştuğumuz birbirinden kıymetli isimlerin sektörel sorumluluk hassasiyeti dikkat çekiciydi…

Yorumlar (0)
Namaz Vakti 03 Nisan 2025
İmsak 06:47
Güneş 08:18
Öğle 13:10
İkindi 15:31
Akşam 17:52
Yatsı 19:17
6
hafif yağmur
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Galatasaray 28 71
2. Fenerbahçe 27 65
3. Samsunspor 28 51
4. Beşiktaş 27 47
5. Eyüpspor 28 44
6. Başakşehir 27 39
7. Göztepe 27 38
8. Gaziantep FK 27 38
9. Kasımpaşa 28 38
10. Trabzonspor 27 36
11. Antalyaspor 28 36
12. Konyaspor 28 34
13. Rizespor 27 33
14. Alanyaspor 28 31
15. Sivasspor 28 30
16. Bodrum FK 28 30
17. Kayserispor 27 30
18. Hatayspor 27 19
19. A.Demirspor 27 -2
Takımlar O P
1. Kocaelispor 31 62
2. Karagümrük 31 56
3. Erzurumspor 31 54
4. Gençlerbirliği 31 51
5. Bandırmaspor 31 51
6. İstanbulspor 31 49
7. Ahlatçı Çorum FK 31 46
8. Amed Sportif 31 46
9. Boluspor 31 45
10. Ümraniye 31 45
11. Esenler Erokspor 31 44
12. Iğdır FK 31 44
13. Keçiörengücü 31 42
14. Pendikspor 31 41
15. Sakaryaspor 31 39
16. Ankaragücü 31 38
17. Manisa FK 31 37
18. Şanlıurfaspor 31 34
19. Adanaspor 31 27
20. Yeni Malatyaspor 31 -21
Takımlar O P
1. Liverpool 30 73
2. Arsenal 30 61
3. Nottingham Forest 30 57
4. M.City 30 51
5. Newcastle 29 50
6. Chelsea 29 49
7. Aston Villa 30 48
8. Brighton 30 47
9. Fulham 30 45
10. Bournemouth 30 44
11. Brentford 30 41
12. Crystal Palace 29 40
13. M. United 30 37
14. Tottenham 29 34
15. Everton 30 34
16. West Ham United 30 34
17. Wolves 30 29
18. Ipswich Town 30 20
19. Leicester City 30 17
20. Southampton 30 10
Takımlar O P
1. Barcelona 29 66
2. Real Madrid 29 63
3. Atletico Madrid 29 57
4. Athletic Bilbao 29 53
5. Villarreal 28 47
6. Real Betis 29 47
7. Rayo Vallecano 29 40
8. Celta Vigo 29 40
9. Mallorca 29 40
10. Real Sociedad 29 38
11. Sevilla 29 36
12. Getafe 29 36
13. Girona 29 34
14. Osasuna 29 34
15. Valencia 29 31
16. Espanyol 28 29
17. Deportivo Alaves 29 27
18. Leganes 29 27
19. Las Palmas 29 26
20. Real Valladolid 29 16